top of page
CÜBBENİN ALTINDAKİ YETİMLİK: Maskelerin Yapıbozumu ve Çıplak Varoluş
İnsan hayatı, toplumsal rollerin, profesyonel unvanların ve üzerine titrediğimiz "güçlü yetişkin" maskelerinin korunaklı zırhıyla örülüdür. Her sabah o zırhı kuşanır, adliyelerin soğuk koridorlarında köşeli cümlelerle adaleti arar, insanlara her şeyin kontrolümüz altında olduğunu fısıldayan o vakur duruşu sergileriz. Yasalar bize düzeni, kurallar rasyonelliği, toplum ise her ne olursa olsun "ayakta kalmayı" dayatır. Ta ki o mutlak ve vahşi sınır çizgisine çarpana dek. Bir ann
bsrkc3425
14 Tem2 dakikada okunur
SESSİZ ŞAHİTLERİN MAHKEMESİ: Nesnelerin Dilsiz Yası ve Hukukun Çaresizliği
Travmatik bir kayıptan sonra insan ruhunu en çok hırpalayan, onu varoluşsal bir felce sürükleyen şey; fırtınanın koptuğu o anın hemen ardından, dünyanın hiçbir şey olmamış gibi pervasızca dönmeye devam etmesidir. Sokaktaki gürültü akıp gider, Ankara Adliyesinin o yüksek tavanlı koridorlarında dosyalar soğukkanlı ellerle değiştirilir, hayat kendi mekanik ve acımasız ritminde ilerler. Oysa o büyük kırılmanın gerçekleştiği evin eşiğinden içeri adım attığınızda, zamanın sadece si
bsrkc3425
14 Tem2 dakikada okunur
Saat Kaçta Durur Bir Evlat ?
İnsanın evi neresidir? Dört duvarı, tavanı, kapı eşiği mi? Yoksa o kapıyı açtığında karşılaştığı, sesinin tınısıyla dünyadaki tüm uğultuları susturan o tek insan mı? Ben evimi kaybettim. Bir sabah, Ankara’nın o soğuk, gri caddelerinden birinde, bir aracın pervasızca hızında, bir saniyeden bile kısa süren bir çarpışmada dünyadaki en güvenli limanımı bıraktım. Hukuk kitapları bize saniyelerin, hız limitlerinin, fren mesafelerinin matematiksel hesabını öğretir. Ceza kanunları, b
bsrkc3425
5 Haz2 dakikada okunur
bottom of page